Sonsuz Türk

Lider Bahçeli: Fırat’ın doğusuna Türk milletinin mührü vurulmalıdır

Lider Bahçeli: Fırat’ın doğusuna Türk milletinin mührü vurulmalıdır
64
14 Eylül 2019 - 16:20
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Güvenli bölge kurulursa ne ala, yoksa ABD hala teröristleri koruyorsa Fırat’ın doğusuna Türk milletinin iradesi mührü vurmalıdır.”

MHP lideri Devlet Bahçeli, “Teşekkür, Tebrik,Takdir” temasıyla düzenlediği ziyaretler kapsamında Erzincan’da halka hitap etti.

Lider Bahçeli burada yaptığı konuşmada, “CHP-HDP ve İP’in amacı kaostur. Siyasi kaygı ve hesapları ülkenin önündedir. Bu nedenle zillete düşmüşler, rezalete çakılmışlardır. CHP, HDP’yle aynı bedene girmiş, doku ve organ nakli yapmıştır. HDP’yle yatan CHP, PKK’yla kalkmış, YPG’yle kader ortaklığı yapmıştır. Bu karanlık ilişkinin neresinde Kuvay-ı Milliye’nin izi vardır? Bu CHP’nin neresi aziz Atatürk’ün emanetine benzemektedir?” dedi.

MHP lideri Devlet Bahçeli, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin ardından Milliyetçi Hareket Partisi’nin kazandığı büyükşehir ve il belediyeleri için düzenlediği teşekkür ziyaretleri kapsamında Erzincan’ı ziyaret etti.

MHP Lideri Bahçeli’nin Erzincan’da yaptığı konuşma şu şekilde:

Aziz Vatandaşlarım,

Saygıdeğer Erzincanlı Kardeşlerim,

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler, Hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum.

Çok şükür Erzincan’dayız, yiğitlerin huzurundayız. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde partimizin siyasi sorumluluğuna emanet edilen belediyelerimizi “Teşekkür-Tebrik-Takdir” temasıyla planladığımız ziyaret programlarının onuncu durağında Erzincan’dayız.

İftiharla söylemek isterim ki, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde tarihi bir duruş gösterdiniz. Emaneti ehline teslim ettiniz. Milliyetçi Hareket Partisi’ne muazzam bir destek verdiniz. Üç hilali yükseltip huzuru seçtiniz. Milli birlik ve kardeşliğin mesajını sahiplendiniz. Hepinizle övünüyorum, hepinizle gurur duyuyorum.

31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy veren, belediye başkan adaylarımızı destekleyen Erzincanlı kardeşlerime içtenlikle teşekkür ediyorum.

Erzincan Belediye Başkanımız Sayın Bekir Aksun’u, Kemah Belediye Başkanımız Sayın Osman Kemal Aslan’ı, Kemaliye Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Karaman’ı, Otlukbeli Belediye Başkanımız Sayın Yusuf Tektaş’ı, Mercan Belediye Başkanımız Sayın Bayram Bilici’yi samimiyetle tebrik ediyorum.

31 Mart seçimlerinin kampanya döneminde; azimle, heyecanla, inanmışlıkla çalışan, bununla birlikte sorumluluklarını harfiyen ifa ve icra eden değerli dava arkadaşlarımı, bütün parti teşkilatlarımızı takdir ediyorum. Erzincan; candır, canandır, caliptir, Türk tarihinin canevidir. Erzincan vatan ve millet sevdasının cevheridir. Erzincan’ın değerini çok iyi biliyoruz. 31 Mart’ta bize verdiğiniz müstesna desteğe layık olabilmek için insanüstü bir gayretle görevimizi yerine getireceğiz. Erzincan’a mahcup olmayacağız. Bu kutlu kentin hedeflerinden taviz vermeyeceğiz. Erzincan’ı ayak bağlarından kurtarmak, gelişmesini ve büyümesini sağlamak Milliyetçi Hareket Partisi için beka ve haysiyet meselesidir. Mutlaka başaracağız, mutlaka yapacağız, Erzincan’ı baştan ayağa imar edeceğiz, inşa edeceğiz, ihya edeceğiz. Milliyetçi Hareket Partisi’ne güvendiniz, sandıkta güç verdiniz; bizler de güveninizi boşa çıkarmayacağız, Allah’ın izniyle beklentilerinizi karşılıksız bırakmayacağız.

Milliyetçi Hareket Partisi umudun aydınlığı demektir. Milliyetçi Hareket Partisi huzurun sıcaklığı demektir. Milliyetçi Hareket Partisi millet ve vatan sevdasının eğilmez başı demektir. Milliyetçi Hareket Partisi sarsılmaz duruştur, sağlam şuurdur, hamd olsun bu duruş, bu şuur Erzincan’a damgasını gönül seferberliğiyle vurmuştur.

Muhterem Vatandaşlarım, Değerli Dava Arkadaşlarım, Erzincan Doğu Anadolu’nun yükselen yıldızı, parlayan incisidir. Bu bölgenin huzur ve güvenliği sağlam esaslara bağlandıkça, inanıyorum ki Erzincan’ın ve diğer illerimizin önü bütünüyle açılacaktır.

Türkiye bölücü terörün belini kırmak, kökünü kurutmak için büyük bir mücadelenin içindedir. Kanlı örgütün dağ kadrosu günbegün erimektedir. İnsan ve mali kaynakları etkili şekilde kurutulmaktadır. Mehmetlerimiz vurdukça hainler gövdesi kökünden ayrılmış ağaç gibi devrilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti ileri atıldıkça teröristler kaçacak delik aramaktadır. Artık mağara kovukları, belediye koridorları çare değildir. Terörle mücadele gücüne güç kattıkça, bununla birlikte tavizsiz mesafe aldıkça çocukları dağa kaçırılan analara cesaret gelmiş, nihayet HDP’nin yakasından tutmuşlardır. Analık hakkı ahlaksızları zelzele gibi sallamaktadır. Bugüne kadar terörden çok çektik. Bölgesel ve küresel destek lobisi bulunan bölücü örgütün hunhar eylemleri, alçak tertipleri ağır ve vahim sonuçlara neden oldu. Bu kapsamda sosyal ve ekonomik fatura günden güne katlandı, kabardı.

12 Eylül günü terörün hain ve karanlık yüzü bir kez daha kendini gösterdi. Diyarbakır’ın Kulp ilçesi kırsalında, odun toplamaya giden masum vatandaşlarımıza yönelik kanlı saldırıda yedi kardeşimiz şehit, on kardeşimiz de yaralandı. Nitekim üzüntümüz çok büyüktür. PKK masumların canına kast eden, bebeklere kurşun sıkan ihanettir. PKK, on yıllardır Mehmetlerimize, polislerimize, korucularımıza, sivil vatandaşlarımıza ateş açmakta, nefret yağdırmaktadır. Kürt kökenli kardeşlerimiz PKK’nın vahşi saldırılarına doğrudan muhatap kalmışlar, acı üstüne acı yaşamışlardır. Öncelikle Diyarbakır Kulp’ta şehit olan vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara da şifalar diliyorum. İnanıyorum ki, dökülen kanlar yerde kalmayacaktır. İddia ve ifade ediyorum ki, hesap mahşere bırakılmadan bu dünyada görülecektir. PKK can çekişmekte, son nefesini vermek üzeredir.

Bir HDP’li milletvekilinin, sözde Kürt sorunu devam ettikçe PKK’ya katılımın süreceğini söylemesi, çatışmanın ve savaşın olacağını ileri sürmesi rezaletin daniskasıdır. Bu dil yasalara ve anayasaya göre suçtur. Bu zehirli beyan devlete ve millete ihanetin tezahürüdür. HDP çıbanbaşıdır, mutlaka hukuk ve demokrasi içinde hak ettiği, layık olduğu cevabı almalıdır. PKK köşeye sıkıştıkça HDP bunalmakta, telaşlanmaktadır. PKK kan kaybettikçe HDP’nin icazetli ve iradesiz milletvekillerinin dilleri zehir saçmaktadır. HDP demek PKK demektir. HDP demek cinayet, cehalet ve cürüm demektir. HDP demek Türkiye’ye kurulmuş tuzak, kaldırılmış hançer demektir. Anaların feryat figanları terörist temin merkezi HDP’yi boğacaktır.

Mazlumların ahı zalimleri berbat edecek, hepsini birden yakıp küle çevirecektir. Teröristlerin yuvalandığı alanlara pençe darbeleri indikçe, operasyonlar kıran kıran büyüdükçe, yurt içinde ve yurt dışında Türkiye üzerinde plan yapan canilerin Allah’ın izniyle imhaları kaçınılmaz olacaktır. Teröristlerin barınıp gizlendikleri alanlar her neresi olursa olsun oralar; hak için, adalet için, beka için, millet için, al bayrak için, vatan için baştan ayağa temizlenmelidir.

Fırat Nehri boyunca Türk milleti gereğini yapmalıdır. Güvenli Bölge kurulursa ne ala, yok eğer ABD PKK/YPG’nin derdine düşüp hala teröristleri koruma ve kollama yanlışına devam ederse, Fırat’ın doğusuna Türk milletinin iradesi mührünü vurmalıdır. Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar inşa edilecek güvenli bölgede iskan edilmelidir. Ülkemizin en başta Suriye kaynaklı yeni bir sığınmacı dalgasını kaldırmaya da artık tahammülü kalmamıştır. Güvenli bölge konusundaki oyalamalar müttefiklik hukukuna zarar vermektedir. Dahası ABD’nin terör örgütüne inat ve ısrarla silah vermesi, dönüp Türkiye’yle Müşterek Hareket Merkezi’nde güvenli bölge planlaması içine girmesi akıl tutulması, ahlaki çelişkidir. Menbiç’teki yanlışın tekrarı doğru değildir.

ABD’de şahin diye tanımlanan, aslında akbabadan farksız olan Bolton ve zihniyeti tasfiye edildiğine göre gelişmelerin seyri iyimser beklentileri kamçılayacaktır. Hiç kimseden müsaade alacak halimiz yoktur. Hiç kimseye diyet borcumuz yoktur. Hiç kimseye eyvallahımız da olmayacaktır. Türkiye milli güvenliğini müdafaa azmindedir. Bundan hiçbir ülke rahatsız olmamalıdır. Son derece meşru ve hukuki olan bu tutum, aynı zamanda mazlumlara ümit, terör tehdidi altındaki masumlara huzur vaadidir.

Türkiye işgalci değildir, işgale niyeti de yoktur. Ancak, vatanımızı doğrudan veya dolaylı vasıtalarla istila etmek için pusuya yatmış olanları da doğduklarına doğacaklarına pişman etmek vatan görevidir.

Bu süreçte CHP’nin duruşu ise kaygı vericidir. Bölücülerle verkaça giren, terör örgütüyle heyecanla kucaklaşan CHP’nin yolu yol değildir, gittiği yer ahlaki değildir. Milli haklarımıza itiraz eden bir CHP karşımızdadır.

HDP’nin eline avucuna düşen bir CHP ortadadır. PKK’ya göz kırpan, YPG’ye ses çıkarmayan bu CHP emperyalizmin esiri, küresel güçlerin adeta sözcüsüdür.

15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsüne tiyatro diyenler Türkiye’nin varoluş mücadelesini nasıl savunacaklar? Türk milletinin onay verdiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne çamur atan, leke süren müfsit bir zihniyet millete nasıl hizmet edecek?

CHP’ye bakarsanız Türkiye felaketlere uğramıştır. CHP’ye kulak verirseniz ekonomi batmış, ülke bitmiştir. Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanları görevlerinden haklı ve hukuki şekilde uzaklaştırılır, CHP darbe sözleriyle karşı çıkar. Türkiye muazzam bir beka mücadelesi verir, Sayın Kılıçdaroğlu bir kez olsun bekaya destek vermez, terörü kınamaz, terörle mücadeleden bahsetmez. Bu nasıl bir kokuşmadır? Bu nasıl bir siyasi dağılmadır? Bu CHP’nin bir kez olsun ABD’ye tepki gösterdiği duyulmuş mudur? Bu CHP’nin bir kez olsun demokrasiyi istismardan vazgeçtiği, provokasyon ve ajitasyonlarla yolunu ayırdığı görülmüş müdür?

CHP-HDP ve İP’in amacı kaostur. Siyasi kaygı ve hesapları ülkenin önündedir. Bu nedenle zillete düşmüşler, rezalete çakılmışlardır. CHP, HDP’yle aynı bedene girmiş, doku ve organ nakli yapmıştır. HDP’yle yatan CHP, PKK’yla kalkmış, YPG’yle kader ortaklığı yapmıştır. Bu karanlık ilişkinin neresinde Kuvay-ı Milliye’nin izi vardır? Bu CHP’nin neresi aziz Atatürk’ün emanetine benzemektedir?

İstiyorlar ki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi çöksün, hükümet gitsin, Türkiye tökezleyip düşsün. Diliyorlar ki, terörle mücadele dursun, yeni bir çözüm süreci başlatılsın. Bekliyorlar ki, yeni bir anayasa yapılsın, Türkiye önce özerklik, sonra federasyon, ardından da çözülme ve bölünme aşamalarına paldır küldür girsin.

Türkiye ne CHP’ye ne de HDP’ye kurban edilmeyecektir. Türkiye ne teröre, ne de emperyalizmin kumpaslarına teslim olmayacaktır. Türk milleti kendi kaderine yine kendisi yön verecek, geleceğin istikametini irade ve irfanıyla çizecektir. Türkiye zalim hesaplara imanla direnecektir. Milli güvenliğimizi savunmak için mücavir toprakların ve komşu coğrafyaların huzur, barış ve istikrarı konusunda ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Terör doğduğu bataklıkta boğulmalıdır.

Erzincan’ın güvenliği Fırat’ın doğusundan başlayacaktır. Kilis’in, Hatay’ın, Gaziantep’in, Şırnak’ın, Şanlıurfa’nın, Mardin’in Hakkâri’nin geleceği güney sınırlarımız boyunca göstereceğimiz cesarete, dirayete ve kararlılığa bağlıdır. Jeopolitik riskleri zamanında okuyup tedbir geliştirmezsek, milli bekamızı tehdit eden oluşum ve menfur ağları isabetle dağıtamazsak biliniz ki sınır ötesindeki tehlikeli yangın evimize sıçrayacaktır. Bunun sonucunda bir vatan kaybı muhtemeldir. Nihai olarak Suriye’yi kavrayan, coğrafyayı kana bulayan iç savaş şartlarının Türkiye’ye intikali mukadderdir.

Erzincan’dan diyorum ki, biz bugün vatan savunuyoruz. Bayrak ve millet sevgisiyle yürekleri çarpan her kardeşimi bu savunmaya katılmaya, bir olmaya, beraber olmaya çağırıyorum.

Dün Sakarya Zaferi’nin 98. yıldönümünü kutlamıştık. Sakarya Zaferi doğru taktiklerle beslenmiş devasa bir stratejinin mahsulüdür. Aklın ve adanmışlığın mecmuudur. İnanmışlığın, iradenin ve istiklal aşkının mükâfatıdır.

Tarihte hiçbir başarı tesadüfü değildir. Hiçbir zafer kolay yollardan elde edilmemiştir. Millet varsa tarih vardır, tarih varsa hasım ve hainler eksik olmayacaktır. Sakarya’da husumeti yendik, esareti ezdik, işgali çiğnedik. Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır, o satıh da tüm vatandır inancıyla Sakarya kıyılarında düşmanı durdurduk. Aynı irade bugün de geçerlidir. Vatan bütündür, adı Türk vatanıdır. Millet birdir, adı Türk milletidir. Al bayrak inmeyecek, ezanlar susmayacak, Türkiye pes etmeyecektir. Kardeşliğimiz kaderimizdir, kavgamız zalimlerledir. Hiçbir Türk vatandaşı bu ülkede ikinci sınıf değildir. Türkiye’nin zencisi, ötekisi, yabancısı olmamış, olmayacaktır.

Biz bu topraklara geri dönmek, sıkışınca kaçmak, zoru görünce bırakıp gitmek için gelmedik, 948 yıldır da kiracı olarak bulunmadık. Her karışını şehit kanlarıyla çizdiğimiz, her zerresine emek verip ter akıttığımız aziz vatanımızı nice fedakârlıklarla müdafaa ettik. Yine müdafaa edeceğiz, kutlu ceddimizin emanetini çiğnetmeyeceğiz. Bir olacağız, diri olacağız, birlikte Türk milletinin adını, anılarını ve muazzam onurunu yaşatacağız. Hiç kimseyi ayırmayacağız. Kökeni, mezhebi ve anasının dili ne olursa olsun bu bayrak benim, bu vatan benim, bu millet şerefim diyen herkesi kucaklayacağız, birlikte geleceğin güçlü Türkiye’sinin temellerini kazacağız, vizyonunu belirleyeceğiz. İnandık, başaracağız. Hedefledik, ulaşacağız.

Ülkülerimizin şafağında ilkelerimizin ışığıyla uyanacağız. Milletimizin istikbali parlak, istiklali tam, bekası eksiksiz olsun istiyoruz. Vatanımızın güvenliği, esenliği, selamet ve saadeti ebedi olsun diyoruz. Devletimizin varlığı, birliği, dirliği kalıcı, kuvvetli ve kudretli olsun diliyoruz. Sizlerin desteğiyle Milliyetçi Hareket Partisi gönüldedir, gözdedir, dildedir, dilektedir, duadadır.

Cumhur İttifakı Cumhuriyet’in yüzüncü yıldönümünün güvencesi, gelecek Türk asırlarının güvenli limanıdır. Çünkü Cumhur İttifakı Türkiye’nin güvenlik zırhıdır. Cumhur İttifakı milli birlik ve dayanışma şuurudur. Cumhur İttifakı Türkiye’nin ta kendisi, Türk milletinin ruh köküdür. Türkiye biziz, biz Türk milletiyiz, birlikte geleceğin süper gücüyüz.

Unutmayınız ki, Türkiye’nin yükselişi, 2023’ün Lider Ülke hedefine ulaşması Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin gücüne, yerleşmesine ve tesir düzeyine doğrudan bağlıdır. Yeni hükümet sisteminden geriye dönüş yoktur. Türkiye bütün sorunlarını, bütün talep ve eksikliklerini yeni sistemin sunduğu imkanlar kapsamında çözüme kavuşturacaktır. Cumhur İttifakı bunu teminle hem tarihe hem de geleceğe karşı mesuldür.

Ülke yönetiminin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uygun teşkiliyle planlanan uyum süreci istikrarlı şekilde devam etmektedir. Çelişkiler aşılmakta, marazi dirençler kırılmakta, uyum sorunları giderilmektedir. Kaldı ki yeni sistemin aksayan yönleri de zamanla düzeltilecektir. Çok şükür aşı tutmuş, Türk milleti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle Cumhur İttifakı’na karşı takdir ve teveccühünü göstermiş, buna da devam etmektedir. Yeni hükümet sistemi Türkiye’nin ayağına vurulan prangaları kıracak, devlet mekanizmasındaki tıkanıkları bütünüyle açacaktır. İnancımız budur, amacımız budur, başka çare de kalmamıştır.

Değerli Erzincanlı Kardeşlerim, Muhterem Dava Arkadaşlarım, Belediye Başkanlığı emanettir, nitekim bu emanet büyüktür, mühimdir, kutludur. Bu ulvi emaneti, milliyetçi şuurla milletimizin sinesinde yaşatacak, toplumun en ücra köşelerine tebliğ edecek olanlar 31 Mart seçiminde sandıktan başarıyla çıkan arkadaşlarımızdır. Belediye başkanlarımızın insanı merkezine alan parlak projeleri hayata geçirerek partimizin farkını göstereceklerine inanıyorum.

Erzincan güzelleşecek, gönüller kazanılacaktır. Erzincan’ın layık olduğu gelişmişlik seviyesine çıkaracak, vatandaşlarımızın hayır-duasını alacak irade Belediye Başkanlarımızdır. Belediyenin kapıları paylaşmanın, bölüşmenin, kardeşçe muamelenin ve yardımsever anlayışın adresi olmalıdır. Bizim gönlünüzde herkese yer vardır. Ayrımcılığa, partizanlığa, dar kadroculuğa, kayırmacılığa, haksızlığa faziletli ve adaletli yönetimle engel olacağız. Erzincan’da süt içemediği için ağlayan bir bebek varsa, Ekmek alamadığı için başını öne eğen nineler, dedeler, analar, babalar varsa, Isınamadığı için küçücük elleri soğuktan çatlayan çocuklarımız varsa, Giyecek ayakkabısı olmadığı için ayakları su içinde kalan yavrularımız varsa, Yollarda çamurlar birikmiş, alt yapı iflas etmişse ortada çok ciddi bir sorunla karşı karşıyayız demektir. Artık Erzincan’da bunların hiçbirisi yaşanmayacaktır.

Erzincan Belediye Başkanımıza ve diğer belediye başkanlarımıza samimiyetle güveniyor, hepsinden çok şey bekliyorum. Her belediye başkanımız şehrinin emini, teminatı, manevi hisarı, gece gündüz muhafızıdır. Medeniyet tasavvurumuza bizzat sahada refakat edecek, bunu tanıtıp anlatacak, “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” ilkemizi yaşatacak olan belediye başkanlarımızdır.

Belediye başkanlığına yeni seçilen arkadaşlarımdan özellikle rica ediyorum: Sürekli geçmiş yönetimlerden yakınarak vakit kaybetmek yerine önünüze bakmalı, hedeflerinizin peşinden koşmalısınız. Boş içerikli malumat arzıyla zaman geçiren, devamlı şikayetle avunan ve yerinde sayan yönetimler kaybetmeye mahkumdur.

Vatandaşlarımızla empati yapamayan, dertlere deva olamayan, sorunlara kulak veremeyen belediye yönetimlerinin akıbeti biliniz ki kayıptır. İkbal düşkünü değil, siyasi iffet düşkünü olmak lazımdır. Çıkarların ikmaline değil, hizmetin idamesine dört elle sarılmak önem ve öncelik sıralamasında en önde yer almalıdır. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken sizleri bir kez daha hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Hepinize şükranlarımı sunuyorum. Erzincan’ı daha gelişmiş yapma mücadelemizde sizlerin desteğini bekliyor, Cenab-ı Allah’ın yardım ve himayesini niyaz ediyorum. Sağ olun, var olun.

Ne Mutlu Türküm Diyene.