Sonsuz Türk

TABUTLUKDAN SAHALARA 3 MAYIS 1944

TABUTLUKDAN SAHALARA 3 MAYIS 1944
Ertugrul SUBASI
Ertugrul SUBASI( ertugrul_gazi_94@hotmail.com )
279
07 Mayıs 2019 - 0:19

Küçük hesapların değil, büyük kavgaların sahibi, mukaddes dava ve Ülkünün ardında yalın kılıç ilerleyen ve sineleri bir atan ; Bir ölen bin dirilen Aziz Türk Milletine selam olsun.

Arama motorlarında ve bültenlerde Irkçılık-Turancılık Davası diye isimlendirilen 3 MAYIS 1944 ruhu halen diridir ve iridir. Dünya düzenine göz gezdirdiğimiz vakit Komünizm ve Faşizm arasındaki savaş, yani Almanya ve Sovyetler arasında ki ikinci dünya olayları cereyan ediyor. Bu hususlar içerisinde gücü elde toplayan lakin ilerde okların yön değişeceğinden bir haber olan Almanya hayranlığı boy boy sergilenmekte. Bir tarafta tarafsız kalıp Sovyetlere methiyeler dizilmekte. Böyle bir Dünya düzeni içerisinde 1941 ve 1944 yılları arasında Türkçülük popüler bir vaziyet almış. Lakin bu popüler vaziyetin sebebi Cevat Rıfkı ATİLHAN gibi Nazi taraftarı yazarlar ve zümreler değildir. Türkiye Türklerindir! Ne mutlu Türk’üm diyene! Diyerek haykıran ve Komünizm Türk dünyasının başına beladır her görüldüğü yerde ezilmelidir! Diyen Atatürk’ün Milli değerleri yaşama ve yaşatma yankısıdır. Kim bilir Atatürk’ün ölümünden kısa bir süre sonra Türk Milliyetçiliğinin bir suç olarak görülmesi ve kahpece yargılanacağını. Bu süre zarfında pervasız ve küstah bir şekilde ‘Aryan ırkının üstünlüğünü ‘ savunan, bütün medeniyetlerin beşiğinin Aryan ırkının olduğunu belirten Nazi Almanya’sına Türkiye’de Türk Milliyetçilerinden Reha Oğuz TÜRKKAN beyefendi tarafından Bozkurt ve Gök Börü dergilerin de hücum edilir. ‘Faşizm tehlikedir’ şeklinde yazılarında ikazlarda bulunan Türkçüler Faşist olarak tanımlanır. Türk Irkı üstündür diyerek Nazi Almanya’sına ve Faşizme karşı çıkan Aziz Türk Milliyetçileri Alman hayranlığı ile suçlanmaktadır. Ne acı bir olaydır ki karşı çıktığımız Alçak ve ne idüğü belli olmayan fikirlerin savunucu olarak haince suçlamalar yapılmakta. Türk Milliyetçiliğinin içtimai mezhebi Türkçülük olan ve Türk’e ait olmayan hiç bir hususu kabul etmeyen bir hassasiyetin ürünleri olduğunu haykırdık acuna.

Türkçülüğün popüler olduğu dönemde Başbakan Saraçoğlu, kürsüde ‘Türkçü olduğunu Türkçülüğün vicdan ve kan meselesi ‘ olduğunu vurgulaması ama akabinde Sovyet yaranması ve Kızıl sevicilerin Devlet’in kademelerine yerleştirilmesi, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL tarafından Kızıl kalem Sabahattin ALİ için yapılanlar ve göreve alımı. Bu olaylar üzerine Ulu Türkçü Hüseyin Nihal ATSIZ Orhun Dergisinde Başbakana açık mektup yazar. Türkçü olduğunu belirten başkana neden Komünistlerin bu şekilde kadrolaştığını sorar. Oysa Atatürk’ün kurduğu ülkede ‘Komünizmin başı ezilmeyecek miydi! “ bu serzenişleri dikkate almayan Orhun’u kapatmayan yönetime yani Başbakana ikinci açık mektubu yazar Atsız Ata. Bu olaylar ile Türkçü gençliğin yüreğindeki O ruh yeniden canlanmaya başlar. Türk’ün mukaddes Vatanında kızıl çizmelilerin kalemşorlarının cirit atmasına asla tahammül edemeyen Türkçü Turancı gençler Atsız Atanın etrafında adeta kenetlenir. Sabahattin ALİ adlı eski Türkçü ama sonradan Kızıl gömlek giyen kişiye Hain dediği üzere Hasan Ali YÜCEL direktifiyle Atsız Ataya hakaret davası açılır. İçimizdeki Şeytan adlı romanında Türkçülere ve Türk Milliyetçiliğine saldıran Sabahattin Ali Kızıl çizmeyi bayağı aşmış bir vaziyettedir. Bu davayı duyan Türk Gençliği milli bir konu edinerek Atsız Atayı mahkeme vakti geldiği trenle karşılayarak büyük bir coşku ile karşılar. Tabi olaylar karşısında Milli Şef hayretler içerisindedir. Deri koltukların sarılacağından korkan ve Sovyetlerin yeniden Almanya üzerinde yürümesine karşı Sovyetlere ‘Biz Almanya yanında değiliz ‘ dercesine bir tutum sergiler. 26 Nisan da Nihal Atsız ve Sabahattin Ali arasında ilk duruşma gerçekleşir. Lakin bu konu artık tamamen Türk Milliyetçilerinin konusu haline almıştır. Hatta Mahkeme salonunu ve Adliyeyi tamamen saran Türk Milliyetçilerinin bu hareketi Komünist Sabahattin Ali’nin pencereden kaçarak Adliyeyi terk etmesine sebep olmuştur.  Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde Osman Yüksel Serdengeçti tarafından tokatlanan Sabahattin Ali artık Türkiye gündemine tamamen oturmuş bir vaziyet halini alır. Mahkemenin ardından Ankara’da büyük bir nümayiş düzenleyen Türkçü Gençlik Ulus’a kadar gelir ve Atatürk heykeli önünde İstiklal Marşı okuyarak “Kahrolsun Komünistler! Yaşasın Türk Milliyetçiliği” gibi sloganlar atarak muazzam bir gücün yankısını adeta o Kızıl gözlerin en derinlerine sokarlar.

Milli Şef bu bir darbe girişimidir Çankaya’ya gelebilirler diyerek meydanda yürüyüş yapan bütün Türkçü gençleri dayaklar atarak göz altına alırlar.  Türk Milliyetçiliğini hor gören ve ezmeye çalışanlara karşı dimdik duran Turan neferleri İsmet İnönü tarafından ihtilal suçlaması ile suçlanır. Bir avuç Ülkü erlerinin bir araya gelmesi Milli Şefi tedirginlik okyanusunda boğulmaya mahkum eder.

19 Mayıs Nutkunda Türkçülerin darbe yapmak istediğini, fitne ve fesat ürünü olduklarını. Türkçü ve Turancıların hain olduklarını. İhtilal yaparak yönetimi ele geçirmek istediklerini. Hepsinin cezalandırması gerektiğini belirterek yargıya yön vermiş ve Türkçü Turancı 23 sanık göz altına alınarak Tabutluk denilen işkence yerinde işkence edilmiştir. O zamanın Emniyet genel müdürü Nihat Haluk PEPEYİ tarafından Nazi Almanya’sından getirilen işkence ampulleri ile tabutluk denilen oyuklarda Türkçü ve Turancı olmaları sebebiyle işkence görmüşlerdir.

Kızılların ve Faşist-Nazist lerin  karşısında Türk’ün mukaddes değerlerini savunanlar kafes ve tabutlukta işkence edilmiş ve her türlü iğrenç ifadelerin olduğu kağıt parçalarının imzalanması istenmiştir. İfadeleri kendileri hazırlayan sözde Adalet temsilcileri ‘İhtilal, Darbe’ gibi ifadelerin imzalanmaması halinde aynı işkenceye devam etmişlerdir.

DAVADA 23 SANIK YARGILANMIŞTIR:
1-Hasan Ferit Cansever, Dr. yüzbaşı 
2-Fethi Tevetoğlu, Dr. üsteğmen 
3-Alparslan Türkeş, Piyade üsteğmen 
4-Nurullah Barıman, Piyade teğmen 
5-Zeki Özgür(Sofuoğlu) , Topçu asteğmen, 
6-Fazıl Hisarcıklı, Ulaştırma asteğmen 
7-Nihal Atsız, Edebiyat Öğretmeni 
8-Hüseyin Namık Orkun, Tarih Öğretmeni 
9-Nejdet Sancar, Balıkesir Lisesi Edebiyat Öğretmeni
10-Saim Bayrak, Temyiz Mahkemesi Evrak Memuru 
11-İsmet Rasin Tümtürk, İstanbul Belediyesi Murakıbı 
12-Cihat Savaşfer, Y. Mühendis Mektebi Öğrencisi 
13-Muzaffer Eriş, Y. Mühendis Mektebi Öğrencisi 
14-Fehiman Altan, Y. Mühendis Mektebi Öğrencisi 
15-Yusuf Kadıgil, Lise Öğrencisi 
16-Cebbar Şenel, Adana Adliyesi’nde Hakim Adayı 
17-Zeki Velidi Togan, Türk Tarihi Profesörü 
18-Orhan Şaik Gökyay, Ankara Konservatuarı Direktörü 
19-Hikmet Tanyu, İçişleri Bakanlığında Memur 
20-Reha Oğuz Türkkan, İstanbul Üniversitesi Doktora Öğrencisi 
21-Hamza Sadi Özbek, Aydın Maliye Tahsilat Şefi 
22-Cemal Oğuz Öcal, Gazi Eğitim Enstitüsü Öğrencisi 
23-Said Bilgiç, Ankara Adliyesi’nde Hakim Adayı 
Aynı davadan sanık olarak Mehmet Külahlıoğlu ve Osman Yüksel Serdengeçti de bir süre tutuklu kalmışlardır.

Ayrıca Başbuğ Alparslan Türkeş’in kerpeten ile tırnak çekimi işkencesi yapılmıştır.

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ EBEDİ MÜDDET YAŞATILACAKTIR

3 Mayıs 1944 Türk Milliyetçiliğinin dönüm noktasıdır.

3 Mayıs 1944 Kızılların oyunlarına meydan verenlerin ihanetidir

3 Mayıs 1944 Faşizm ve Nazizm karşısında dimdik duranların tabutluklarda imtihanıdır

3 Mayıs 1944 Tanrı’nın verdiği kuvvet ile direnmektir

3 Mayıs 1944 Türklük gurur ve şuuru ile hareket etmektir.

3 Mayıs 1944 Türkün Turan ülküsünün acundaki mührüdür.

3 Mayıs 1944 Bugün Türk Milliyetçiliği sancağı altında birleşen yüce ruhun haykırışıdır.

3 Mayıs 1944 bölünmeden, ayrışmadan, Turan Ülküsüne gönül verenlerin iri ve diriliğidir.

3 Mayıs 1944 Türk Milliyetçiliğinin tufan ve kasırgaların karşısındaki duruşudur

3 Mayıs 1944 Mitralyöze karşı yalın kılıç savaşmaktır

3 Mayıs 1944 Milli şuurun uyanık kalması demektir.

3 Mayıs bir Ruh ve atılımdır. 3 Mayıs tabutluklardan sahalara bir sıçrayıştır.

Aziz Türk Gençliği bu ruh ve milli şuurla 3 Mayıs 1944 tarihini tarihe nakşetmeli ve 3 Mayıs Ruhunu yaşamalı ve yaşatmalıdır.

KAHROLSUN KIZIL KOMUNİZM

YAŞASIN BÜYÜK TURAN ÜLKÜMÜZ

TANRI TÜRK’Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN