Sonsuz Türk

İsmet Büyükataman: Yunan oyuncağını kurup üzerimize salması, Fransa’nın geçmişinden kaynaklanan bir aşağılık kompleksinin ürünüdür.

İsmet Büyükataman: Yunan oyuncağını kurup üzerimize salması, Fransa’nın geçmişinden kaynaklanan bir aşağılık kompleksinin ürünüdür.
30
21 Eylül 2020 - 18:33

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, “Bir mikronluk beyniyle büyük Türk devletini oyuna getireceğini zanneden Makron’un, Doğu Akdeniz’de Yunan oyuncağını kurup üzerimize salması, Fransa’nın geçmişinden kaynaklanan bir aşağılık kompleksinin ürünüdür. Kanuni’nin bir fermanla koyduğu yasakları emir kabul eden Fransa’ya yeniden haddini bildirmenin zamanı gelmiştir. Türk devletinin bunu yapacak gücü de, kararlılığı da vardır” dedi. 

Büyükataman, partisinin Bursa İl Kongresinde yaptığı konuşmada şunları söyledi:  

“Bizleri burada buluşturan Cenab-ı Allah’a hamd ederken siz değerli Ülküdaşlarıma Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin selam ve muhabbetlerini iletmek istiyorum. 

Partimizin “13. Olağan Büyük Kurultay” süreci “İstiklal için birlik, istikbal için dirlik… Kazanan Türkiye olacak.” şiarıyla, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurtuluşa giden yolda attığı ilk adımdan ilhamla 9 Ağustos günü Samsun’un “İlkadım” ilçesinden başladı. 

Bu kapsamda Bursa’da ilçe kongrelerimizi büyük bir coşku ve heyecan içerisinde gerçekleştirdik, İl Kongremizle birlikte Bursa’da kongre süreçlerimizi tamamlamış olduk.  

Yıl sonu itibariyle tüm il ve ilçe kongrelerimizi gerçekleştirip bir demokrasi şöleni olan Büyük Kurultaylarımızın 13’üncüsüne hazır hâle geleceğiz. 

Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milletinin tertemiz sinesinden doğmuş bir dava hareketidir. Davamız hak davasıdır, hakikat davasıdır. Davamızın gayesi milletimizi mutlu, devletimizi güçlü kılmaktır. 

Sınırlarımızın hemen yanı başından başlamak üzere Ortadoğu’da, Afrika’da göz yaşları dinmemekte; sonu gelmez savaşlar ve terör yapılanmaları insanlığın geleceğini tehdit etmektedir. 

Batı, içerisine düştüğü ahlak buhranıyla savrulmakta, emperyalizmin aşağılık yöntemleriyle dünyanın geri kalanının hem kaynaklarını sömürmekte hem de yaşam hakkını elinden almaktadır. 

Bu arada bugün birlikteymiş gibi gözüken ancak yakın tarihimizin iki büyük dünya savaşının müsebbibi olan Batı; üçüncüsü için hazırlık yapmakta, Avrupa için için kaynamaktadır. 

Bir mikronluk beyniyle büyük Türk devletini oyuna getireceğini zanneden Makron’un, Doğu Akdeniz’de Yunan oyuncağını kurup üzerimize salması, Fransa’nın geçmişinden kaynaklanan bir aşağılık kompleksinin ürünüdür. Kanuni’nin bir fermanla koyduğu yasakları emir kabul eden Fransa’ya yeniden haddini bildirmenin zamanı gelmiştir. Türk devletinin bunu yapacak gücü de, kararlılığı da vardır. 

Vatanımızın bir çakıl taşı, denizimizin bir damla suyu için geçmişe ve geleceğe olan sorumluluklarımızın bilincindeyiz. Vatanın toprağı da, suyu da namustur. Evelallah namusumuzu çiğnetmedik, çiğnetmeyeceğiz. 

Türk-İslam ahlakıyla perçinlenmiş; akıl, adalet ve izanla pekişmiş; merhamet ve şefkatle yücelmiş aziz milletimiz felaketlerin içinden kahramanlıkla başını kaldıracak, tıpkı “Ya istiklal ya ölüm!” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi hiçbir tehdide aldırış etmeyecektir. 

Darbeler, Türk demokrasi kültürünü zehirlemiştir. Milli iradeyi örselemiştir. Vesayeti özendirmiştir. Statükoyu beslemiştir. Her darbe bir nevi işgaldir, gerilemedir, tarihin gerisine düşmek demektir. 

Her darbe kaos ve krizin serpilmesi demektir. Her darbe haksızlık ve kanunsuzlukların sivrilmesi demektir. Her darbe vesayetçi mihrakların, demokrasi düşmanlarının denetim ve kontrolü ele geçirmesi demektir. 

15 Temmuz gecesi Türk milletinin iradesine karşı yapılmak istenen darbe de diğerleri gibi dış kaynaklıdır; Türk devletinin ve milletinin zararınadır. Millet hasımları ise çıkar elde etmek için millete sıkılacak olan kurşundan medet ummaktadır. 

Türkiye’de darbenin bir seçenek olamayacağını dosta düşmana göstermek gerekmekteydi. 15 Temmuz gecesi bu irade ortaya kondu. “Cumhur İttifakı” o gece milletin tertemiz vicdanında meydanlarda kuruldu, 7 Ağustos 2016’da yapılan “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”yle imrenilecek ruhunu kazandı. 

Cumhur İttifakı; Türk milletinin aydınlık geleceği, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yükselişinin mimarıdır. 

Türkiye’nin, temelleri sağlım atılmış bir demokrasiye ihtiyacı varken, Türk milleti kalkınma hamlelerine muhtaçken insanımızı ve ülkemizi günlük siyasi hesaplaşmalara kurban edemezdik, etmedik. 

Birliğe, dirliğe, kardeşliğe çağıran milletimizin sesine kulak tıkayamazdık. Etrafımızda terör devletleri kurulduğunu görmezden gelemezdik. Benzerini daha önce defaatle yaşadığımız üzere döviz çetelerinin ve sermaye şebekelerinin kur saldırıları ile halkımızın fakirleşmesine sessiz kalamazdık, kalmadık. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kutlu yolundan gitmek yerine millet ve devlet düşmanlarının açtıkları patikalardan geçerek millete tuzak kurmaya kalkanlara Büyük Gazi’nin mirasından pay düşmeyecektir. 

Bugün, Atatürk’ü bile tartışır hâle gelmiş bulunan Cumhuriyet Halk Partisi, herkesle ve her şeyle kavgalıdır ancak en çok da Atatürk’le kavgalıdır. Bugünkü CHP yönetimi onun ilkelerinden uzaklaşmakla, çelikten bir iradenin tecellisi olan altı oku eğip bükmeye, kırıp atmaya teşebbüs etmektedir. 

2015 yılında “22 Soru, 22 Cevap” isimli çalışmayla sürecin Gazi Meclis’ten yürütülmesini teklif ederek göz kırptıkları bölücülere, şimdi hazırlamakta oldukları “Kürt Raporu” ile ortaklık teklif eden CHP’nin bu yoldaki “dost”larının kimler olduğu bellidir. 

PKK’nın siyasi uzantısı HDP Eşbaşkanlarının açıklamaları ile CHP’nin ve yeni kurulan partilerin temsilcilerinin yeni bir “PKK açılımı”na dair söyledikleri arasında virgül farkı dahi bulunmamaktadır. 

İyiye öykünmek kötü için güzel bir başlangıçtır ancak iyi kavramının arkasına saklanıp kötülük peşinde koşmak kötüden de kötüdür. Gizli ittifakın alenileşmesi için kahvaltı programları kurgulayanlar, Türk milletini bu sofraya meze yapacağını zannedenler yanılmaktadır. 

Tertip ettikleri tiyatroyu yeni oyuncularla güçlendireceğini zannedenler, bu oyunu oynayacakları bir tiyatro sahnesi bulamayacağını iyi bilmelidir. 

Türk Ceza Kanunu’nda yer alan “Çocukların Cinsel İstismarı”, “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” ve “Cebir ve Şiddet Kullanarak Anayasa’nın Öngördüğü Düzeni Ortadan Kaldırmaya Çalışmak” suçlarına idam cezası getirilmesi hususunda Sayın Genel Başkanımızın çağrısı aziz Türk milletinde karşılık bulmuştur. 

TBMM’nin 1 Ekim 2020 tarihinde açılmasıyla birlikte bebek katilleri, sapıklar, alçaklar ve tecavüzcülerin layık oldukları cezalara çarptırılması için Milliyetçi Hareket Partisi olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğimizin bilinmesini isterim. 

Birliğimize, dirliğimize ve bekamıza yönelik her saldırıda olduğu gibi bu konuda da “şer cephesi”nin beş benzemezinin, Türk milletinin karşısında yer alacağını beyan etmesi, bunların kader birliği yaptığının en açık delilidir. 

Tarifi mümkün olmayan acıları suiistimal etmeyi çirkin siyasetlerinin bir parçası hâline getirenler, acıların çözümüne dair bir reçete sunamamaktadır. 

Bunların derdi millete nefes aldırmak değil toz fırtınası çıkartıp kaos ve kargaşa ortamı meydana getirmek suretiyle kirli emellerini gerçekleştirmektir. 

 “İstiklal için birlik, istikbal için dirlik… Kazanan Türkiye olacak.” şiarıyla 2023’e giden yolda Milliyetçi Hareket’in yönetim kadrolarının belirlendiği kongrelerimizin Türk milletine, Türk milletinin dirilişini bekleyen, dualarından Türk milletini eksik etmeyen gönül coğrafyalarımıza hayırlar getirmesini yüce Mevla’dan niyaz ediyorum. 

Bu vesileyle Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş’i ve Ülkücü Şehitlerimizi rahmetle anıyorum.  

Zorlu salgın sürecinde bir araya geldiğimiz bu nezih ortamı hazırlayan yöneticilerimize ve kongremizi şereflendiren siz değerli dava arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. 

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun. 

Ne mutlu, Türk’üm diyene!” Bu Haberi Paylaş Facebook Twitter Linkedin WhatsappYorumlar