Sonsuz Türk

Cumhur İttifakı ve Bekâ

Cumhur İttifakı ve Bekâ
Mustafa Kemal Çörekçi
Mustafa Kemal Çörekçi( mustafakemal.corekci@sonsuzturkhaber.com )
2.342
13 Haziran 2019 - 16:18

İttifakın mecburiyetini ve sınırlarını görmemek basit siyaset cambazlıkları değilse; bir “devekuşunun başını toprağa gömme” sendromudur. Hem Türkiye’de yaşayacaksınız hem de bu devletin, bu milletin; bu coğrafyada bir beka sorunu olmadığına inanacaksınız(?)

1071’den bu yana Anadolu’nun bir Türk vatanı olmasını, 1453’ten buyana İstanbul’un bir Türk şehri olmasını içine sindiremeyenler yüz yıllardır bu coğrafyayı; çeşitli vesiselerle bizlere zehir etmeye çalışmıştır… Çalışmaya da devam etmektedir.  

İşte:

Çanakkale budur!

Sevr budur!

Anadolu’nun yedi düvel tarafından işgale kalkışılması budur!

Asala budur!

PKK budur!

12 Eylül budur!

15 Temmuz budur…

MHP’nin bugün ittifak yaptığı AKP de zamanında tıpkı sizin bugün düşündüğünüz gibi düşünüyordu. Amerika en sağlam müttefikimiz, Avrupa bize demokrasiyi öğreten dostlarımızdı. Hatta bunlara ek olarak Arap din kardeşlerimiz de vardı. 20 yıla yakın bu rüyada yaşayan AKP Türk devletini tanıdıkça dost ve düşman ayırımını da bir ölçüde kavramaya başladı.

Cumhurbaşkanın 21 Mart 2015 tarihinde “Dolmabahçe toplantıları bilgim dahilinde değildir. Sonuçlarını da kabul edilemez görüyorum” demesiyle hem kendi duruşlarında hem de terörle mücadelede yeni bir dönem başlıyordu… Ardından 7 Haziran seçimleri öncesi Balıkesir mitinginden başlayarak çeşitli yerlerde “Bu ülkenin Kürt sorunu yoktur. Terör sorunu vardır” anlayışına evirilen AKP; Şivan Perver’li, Serok Ahmet’li devirlerden Binali Yıldırım’ın Başbakanlığı devirlerine; ihanet uçurumunun kenarından milli bir kimliğe doğru da adım atmaya başlamıştır.

Milli kimliğe dönüş çabalarına MHP ve Lider Devlet Bahçeli zaman zaman ihtiyatlı yaklaşmışsa da yüreklendirmeyi, yol göstermeyi de ihmal etmemiştir. MHP ve Lider Devlet Bahçeli’nin o dönemde Sur ve Nusaybin demeçleri, Fırat Kalkanı Harekatını işaret edişi de o döneminin hükümetine adeta bir yol gösterme; samimiyetlerini ispat için bir fırsat işaret etmekteydi.

15 Temmuz’da Türkiye’nin bekâ sorunu çok açık bir şekilde bir kez daha ortaya çıkmıştı. Ülkenin temelleri bir dini grup tarafından yıllarca eşil, dinamit konmuş, ülkenin en muhkem kapıları Türk düşmanı devletlere açılarak peşkeş çekilmişti. 15 Temmuz’da emperyalistlerin bütün planları Sevr anlaşmasının yırtılıp çöpe atılması gibi çöpe atılmıştır. Çünkü bu dönemin ardından MHP çok açık şekilde ülkenin menfaatleri konusunda hükümetin arkasında duracağın açıklamış bunu da hiç yan çizmeden sürdürmüştür.

Hendeklerin kazıldığı, şehirler bombaların, tuzakların patladığı, özerk bölgeler ilan ederek teröristlerce yol kontrollerinin yapıldığı dönemlerden bugünlere gelinmiştir. Terörün bitmesinde Türk devleti hiçbir dönemde bu kadar kararlı olmamıştır.

Bundan mı ibaret derseniz bekâ sorunu? Elbette değil..

Ege- Doğu Akdeniz bir bekâ sorunudur.

S-400’lere karşı emperyalist tutum bekâ sorunudir.

Suriye bir bekâ sorunudur.

Ekonomik saldırılar bekâ sorunudur.

Terör ve FETO hala bekâ sorunudur…

EĞER BİR BEKÂ SORUNU VARSA

Omuzlaştıklarınızın kim olduğuna artık bakmazsınız.

Siz bugün ister buna “omuzlaşma” deyin isterseniz “Cumhur İttifakı”!..

Biz şimdi yanımızdakilere değil karşımızdakilere bakıyoruz…

Dün  “kalpaklı kuva-yı milliyeciler ” idik, bugün “Cumhur ittifakı” tarafındayız…

UNUTMAYIN!.

Bundan 17 yıl evvel de AKP tıpkı bugün sizin düşündüğünüz gibi düşünüyordu.