Sonsuz Türk

Bize Teşkilat Derler, Teşkilat-ı Alayız

Bize Teşkilat Derler, Teşkilat-ı Alayız
Ertugrul SUBASI
Ertugrul SUBASI( ertugrul_gazi_94@hotmail.com )
199
03 Nisan 2020 - 23:14

Ol deyince olduran, gönüllerimizi iman nuruyla dolduran, aklımızı ve şuurumuzu kendi çizgisinde yoğuran, Yüce Allah’ın adıyla, Şanlı Peygamber’in ardında, ehli sünnet bilincinde Türk İslam ülküsüne iman eden, kavgası Türklük olan gönüllere selam olsun.

İdrak ettiğimiz her gün, şuurun ve aidiyetin yeniden vücut bulduğu anlardır. Varoluş sebebimiz ve kavgamızın adı; Önce Vatan dediğimiz kutsal coğrafyanın birliği ve dirliğidir. 31 Mart Seçimi’nin birinci senesini geride bıraktık. Cumhur İttifakı birlikteliğinin, vücudu ateşler içinde yanan ülkemizin imdadına yetişen yüce gönüllerin, emeklerinin ve çabalarının birinci senesi. Bin yıllık destanın, bugün anlayanlar için birinci senesi diyorum. Oysa kainatın varlığının idrakinden bu yana kavgadayız. Köşeye sıkıştırılmak istenen, Yüce Türk Milletini, Liderimiz Dr. Devlet BAHÇELİ Beyefendi önderliğinde atılan şamarın idrakidir.

Küresel dünyanın, emperyalist düzenin bizlere biçtiği o kanlı kaftanları yırtarak, ateşten gömleği giyenlerin mücadelesi var olsun. Emperyalizmin bizler için hazırladığı o çiçekli, böcekli entariler, bizlere sunduğu kızılcık şerbetlerindeki kızıllık, nemelazım mahiyetindeki şuur, sorgulamak ve araştırmaktan acizlik, okumaktan yılmak gibi hususların karşısında set olabildiğimiz sürece aslında var oluyoruz.

Bizim varlığımız onların düzenini yıktıkça, yeniden kıyama duruyoruz. İmtihanlarla ve çileler ile dolu her vaktin soğuk kanlı duruşudur Ülkücülük. Teşkilat şuuruyla; birlikte kol kola olmanın adıdır Ülkücülük. Her ne pahasına olursa olsun Ben buradayım diyen yüce gönüldür. Ardına bakmadan, neden ve niçin sorgulaması düşmeden, nefsinin esaretine uymayan, bugününü yarını için feda eden ruhtur Ülkücülük. Neden 31 Mart şuuru diyorum, çünkü halen sancılı bir durumun dahilindeyiz. İnsanlık bir yeri görür, Ülkücüler her yeri görür.  Farkı ve fazileti budur zaten Ülkücü duruşun. Bu fark ve fazilet içinde harmanlanan o kudretli adımdır. Bu adımda salahiyet ve bu adımda refah vardır.

Olaylara şöyle göz gezdirdiğimiz zaman zorlu zamanın hızırlarıdır Ülkücüler.  Ne vakit bir dara düşülse yardıma koşan o merhamet elidir. Bunun altında yatan ise yüksek vazife duygusu ve yüreklerdeki merhamet ve sevgidir. Bu merhamet ve sevgi vatan ve millet içindir. Yavuz ve Yunus yüzlü olmak hususu tam manası ile budur. Sonra yeniden baktığında zerre menfaat beklemeden koşan kimseler görürsünüz, gözlerinde kararlılık ve neşe saçan o gözler. Ama rahatlığın ve refahın olduğu vakitler umursanmayan, “Onlar var mıydı?” gibi kelamların hedefinde yine Ülkücüler. Rızkını bölüşürken tereddüt etmeyen, lakin zora düştüğü vakit zerre kol kanat gerilmeyen Ülkücüler. Sahibimiz Allah, biz sırtımızı alemlerin yaratıcısı Allah’a dayadık diyen Ülkücüler. Söz konusu kendisi olduğu vakit kelamları unutan, lakin Milletin ve Devlet’in menfaati söz konusu iken nutukları kıskandıran Ülkücüler. Öyle saf gönülleri vardır ki  Vatan düşmanları haricinde bilmezler kimseye kin gütmesini.

Öyle bir göğüs ki ateşlere meydan okur, din ve devlet düşmanlarına meydan okur, kendi içindeki egoizm batağına saplananlara meydan okur. Bu meydan okuma bir deli cesareti değil; aklın ve şuurun yüksek noktasıdır. Bu bir külhanbeyi tavrı değil; zarafetin ve ciddiyetin yankısıdır. Adanmışlığın ve fedakarlığın kabulüdür. Dünyayı çepeçevre saran bir merhametin ve Türk İslam Ülküsünün yansımadır.

Ruhumuzun derinliklerinden gelen o muhteşem ilhamın ve Nizamı Alem Ülküsünün verdiği kıvanç ve aidiyeti ile her bulunduğu yeri sırtına alan ve sırtlanlara meydan bırakmayan o Orhun Abidesi Ülkücüler. En zor günde, en çok ihtiyaç duyulan ve akıllardan çıkmayan Ülkücüler. Vatansızların karşısında perva etmeyen Kızıl karanlıkların karşısında o Kür Şad duruşlular. Peki neyin karşılığında? Neyin ödeşmesinde veya ne için?

Karşılık beklemeden; evinde aşı olmayan ama insanların aşsız kalmaması için mücadele edenlerdir. Bir beklenti yoktur ki ödeşmek olsun. Veya ne verilmiştir ki ödeşilsin veya karşılığı olmuş olsun. Ne içine gelirsek; sadece inandığı değerler için. Bir Lokma, bir hırka diyenlerdir”. Dünyayı çepeçevre saran illet salgın (Kovid 19) denilen virüsün peyda olduğu vakitte; insanlığın akıbeti için Biz buradayız diyen o yüce  Vefalı Türkler. Topyekun bir harekat var kızıl düzenin; kızıl virüsüne karşı! Devletleşmeli Ülkücüler!

Ve her yerde Ülkü Ocakları teşkilatlı bir şekilde; evlerimizde kalmamızı, yaşlılarımız için oluşturulan teşkilatlı heyetleri, algı operasyonlarına karşı Yüce Türk Milletinin, moral ve motivasyonunu diri tutan; tedbirlerin korona illetinden güçlü olduğunu vurgulayan, Devlet ve Millet el ele hep beraber kızıl virüsün üstesinden gelineceğini haykıran Ülkü Ocakları…

Zor günlerin rahat nefesi… Teşkilat olmanın ve Teşkilatlı olabilmenin verdiği ciddiyet ve organize ile hareket eden. Ayaklarının sesleriyle gök gürültüsünü kıskandıran, ciddiyetleri ile alemi imrendiren, merhametli ile yürekleri ağlatan o Bozkurtlar ve Asenalar! Sizler Var olun.

ERTUĞRUL SUBAŞI