Sonsuz Türk

BAŞBUĞ ALPASRLAN TÜRKEŞ’İN ARDINDAN

BAŞBUĞ ALPASRLAN TÜRKEŞ’İN ARDINDAN
Selim YILDIZ
Selim YILDIZ( selimyildiz@ardahan.edu.tr )
127
06 Nisan 2019 - 14:40

4 Nisan 1997/”Ruh Hakkın, beden arzındır” Rahmetle…

“Türk milleti içine kapanık, cihan ve insanlık bütünlüğünden tecrid edilmiş bir hayata hiç bir zaman iltifat etmemiş, cihanşümul bir hayatı kıtalar üzerinde cihan devletleri kurarak yüzyıllar boyu sürdüregelmiştir. …Buluşma yerimiz ne doğudur, ne batıdır, ne kuzeydir, ne güneydir. Buluşma yerimiz Büyük Türkiye’dir. Buluşma noktamız Türk’ün kafası, Türk’ün kalbi, Türk’ün imanı, Türk’ün cevher-i aslisidir. Bu yer ve noktada milletçe asgari müştereklerde değil, azami müştereklerde birleşeceğiz ve mutlaka birleşeceğiz. Çünkü bu buluşma yeri ve noktasının genel karakteri budur. Türk milletini tanımayanlar ve bu karakteri bilmeyenler asgari müştereklerde birleşmeyi kabul eden bir acizlik, güvensizlik, idraksizlik içindedirler.” Alparslan TÜRKEŞ

Yakın tarihimizin çok  önemli simalarından biri olan Alparslan Türkeş, 25 Kasım 1917-4 Nisan 1997 yılları arasında yaşamış, Türklüğe zor zamanlarda siper olmuş, hamuru cesaret, irade ve zeka ile yoğrulmuş bir Türk büyüğüdür. Ömrü boyunca Türk’ün gören gözü, iştiten kulağı ve uyanık vicdanı olmuştur. MHP Genel Başkanı sn. Devlet Bahçeli’nin de işaret ettiği üzere ona aziz Türk milleti “Karizmatik Lider”, “Bilge Lider”, “Tarihi Şahsiyet” ve en önemlisi de Başbuğ demiştir. Bugün ise Türkeş, sadece MHP’nin kurucusu değil, bütün bir Türk dünyası için Mustafa Kemal Atatürk gibi milli mihver olma özelliğine bürünmüştür. Mesela Azerbaycan’ın ilk Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey, büyük Türk dünyasının zaman zaman yeni başbuğlar yetiştireceğine inanırken, gelecek nesillerin Türkeş’i gurur ve iftiharla hatırlayacağını büyük bir samimiyetle dile getirmiştir. Ona göre Türkeş, “Türk milli maneviyatı uğrunda dayanmadan mübarize ve mücadele aparan, gönlünü yalnız ve yalnız Türk milletine Tanrı bağları ile bağlamış kahraman bir aziz” idi. Türkeş, Rauf Denktaşa’a gore hep Kıbrıs davasının yanında yer almış, Türkiyenin kılına zarar gelmesin diye dininen cesur ve kararlı bir lider, Kırım Türklerinden Mustafa Kırımoğlu’na göre alicenap bir insandı. Türkeş’in bozkurtları ise iyi insanlardı ve iyi işler yapıyorladı. Birlikte Türklüğün hürriyeti yolunu aradıkları Baymirza Hayıt da, Türkeş için “mazlum Türklerin himayecisi” demiştir. Bu yüzden onun ruhu karşısında diz çöken Hayıt, Türkeş’in adını Sibirya’nın Türk ormanlarına, Altay ve Tanrı dağına taşımıştır. Kader çizgisinde yürüdüğü doğru yolların da yanlış yolların da farkına varmış bir lider olan Türkeş, tercihlerini toplum ve ülkeden yana kullanmış olması yönüyle tarihimizde yarının adamı olmayı hak etmiş bir karakter, yüksek bir ruhtur. Zira 12 Eylül Askeri Mahkemesindeki savunmasında takındığı tavır ve gösterdiği irade bunun bir tecellisi idi. O, savunmasının bir bölümünde şöyle konuşmuştur:

 “Huzur-u ilahiye yüz akı ile çıkmaktan başka bir endişeye gönlümde yer yoktur. Hiç bir beşeri kudret önünde eğilmem. Kimsenin merhamet ve insafına şahsen ihtiyacım yoktur. Sözüm, tenkidim, talebim yalnız hak ve hakkaniyet namınadır. Yalnız mülkün temeli olan adalet namınadır. Yalnız milletim ve devletim içindir…”

  Türkeş’in Ardından/Sami Kohen, Milliyet, 9 Nisan 1997

Dün görkemli bir cenaze töreni ile toprağa verilen MHP lideri Alparslan Türkeş, Türk siyasi tarihine farklı dönemlerde değişik düşünce ve tutumları ile  damgasını vuran, karizmatik ve etkin bir politikacı olarak geçecektir.

1940’ların ve 1950’lilerin Turancısı ve radikali, 1960’ların darbecisi ve devrimcisi Başbuğ, 1970’lerden sonra özellikle son yıllarda Türk siyasal yaşamında, “Akil Adam” mertebesine ulaştı.  Kavgaların ve kargaşanın hakim olduğu bir ortamda Türkeş sağduyunun, hoşgörünün, uzlaşmanın güçlü bir sesi oldu. Her türlü aşırılığa ve özellikle şiddete karşı çıktı. Siyaset yelpazesinde partisini merkez-sağ çizgiye oturttu. Bu arada Atatürkçülüğü ve özellikle Laikliği büyük bir inançla savunmaya devam etti.

Dış dünya da bu örneği gözden kaçırmamalıdır.